“Ne oldu sana?” diye sorulduğunda “Hiçbir şeyim yok” yanıtını verdin mi? Genel olarak, bu ifade üzüntü, kaygı, öfke, hayal kırıklığı veya duygusal yorgunluk gizler. Bazen hislerimizi ifade etmeye hazır olmayabiliriz ya da bunu nasıl yapacağımızı bilemeyiz ve bu kelimeleri bir savunma mekanizması olarak kullanmayı tercih ederiz ya da duygularımızı dolaylı bir şekilde iletmenin bir yolu olarak benimseriz.

Bu şekilde kendimizi ifade etmek her zaman olumsuz değildir; bazen, kendimizi düzenlemek ve bizi etkileyen konular hakkında konuşmak için daha uygun bir zaman aramak amacıyla yaparız. Ancak sorun, bu durumun sürekli bir duygusal kaçınma alışkanlığı haline gelmesidir. Bu ifadenin arkasındaki olası nedenleri ve hissettiğinizi tanımayı ve ifade etmeyi nasıl öğrenebileceğinizi açıklıyoruz.

“Hiçbir şeyim yok” ifadesi neyi gizliyor?

Bir kişinin hislerini gizlemesinin birkaç nedeni vardır. Öncelikle, yargılanma korkusu ya da başkalarının duygusal durumunu önemsiz görmesi ve zayıf olduklarını düşünmesi. Ayrıca, savunmasızlık göstermemek için bir koruma şeklidir.

İçsel belirsizlik de başka bir nedendir. İnsanlar, ne hissettiklerini tam olarak tanımlamakta zorlanır ve susmayı tercih ederler. Ayrıca, konuşurlarsa tartışmalara yol açabileceğini düşündüklerinden yorumlarını saklamayı seçerler.

Öte yandan, kültür de etkili olmaktadır. Toplum, dayanıklı olmamız ya da daha güçlü durmamız gerektiğini öğretir, bu da bizi stres ya da üzüntü gibi duyguları gizlemeye yönlendirir.

Duygularımızı küçümseme eğilimimiz ve bunun etkisi nedir?

Dayanıklı olmamız ve şikayet etmememiz gerektiği inancı rahatsızlığın önemini azaltır. Zihinsel sağlık konusunda eğitim eksikliği, birçok kişinin hislerini kelimelere dökmesini zorlaştırır. "Ya söylediklerimle birini rahatsız edersem?"

Duyguları paylaşmanın başkalarına yük olacağını düşünüyoruz, ancak bazen içimizi dökmek gereklidir. Çocukluk da etkilidir. Eğer çocukken duygularımız geçersiz kılındıysa, yetişkinlikte hislerimizi ifade etmektense sessiz kalmak daha kolaydır.

Duyguları sürekli bastırmak fiziksel sağlık sorunlarına yol açabilir, örneğin baş ağrısı, uykusuzluk veya kas gerginliği gibi. Zihinsel olarak, stres birikimini artırır ve kaygı, depresyon ve yalnızlık hissi riskini yükseltir.

Korkma: Duygularını tanı ve ifade et

Duyguları gizlemek, otantik bağlar kurmayı zorlaştırır. Yakın ilişkiler, nasıl hissettiğimizi paylaştığımızda güçlenir, hatta rahatsız edici olduğunu düşünseniz bile. Duygularınızı tanımlamak ve iletmek için bazı stratejiler sunuyoruz:

  • Kendini gözlemle: birkaç dakikalık molalar vererek duyguları tanımlamaya çalış ve bunları fiziksel hislerle ilişkilendir. Örneğin, boğazda bir düğüm hissetmek üzüntü ya da kaygı olabilir.
  • Duyguları adlandır: bu, rahatsızlığın yoğunluğunu azaltmana yardımcı olur; “kendimi hayal kırıklığına uğramış hissediyorum” ya da “kaygılı hissediyorum” demekte bir sakınca yoktur.
  • Hislerini doğrula: üzüntü, korku ya da öfkeyi kabul et. Bu zayıflık değil, insan deneyiminin bir parçasıdır.
  • Doğru iletişim pratiği yap: “hiçbir şeyim yok” ifadesini “bunaltılmış hissediyorum ve bir süreye ihtiyacım var” ya da “üzgünüm, ama nedenini tam olarak bilmiyorum” gibi ifadelerle değiştir.
  • Destek ara: arkadaşlarınla, ailenle ya da zihinsel sağlık profesyonelleriyle konuşmak, bu yükü hafifletmene yardımcı olabilir.

Unutma ki, iyi iletişim birçok yaşam alanı için gereklidir. Zihinsel sağlığına dikkat et ve duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etme araçları edinmek için psikolojik destek iste.