Empati, birlikte yaşamanın temel taşlarından biridir. Başkalarının yerine kendimizi koymamıza ve duygularını anlamamıza yardımcı olur. Ancak, herkes bu yeteneği aynı kolaylıkla kazanamaz ve empati eksikliği olan kişilerle iletişim kurmak zor olabilir. Bu kişiler, niyetleri kötü olmasa da, senin hislerini anlamakta veya yaşadıklarına duyarlılık göstermekte zorlanabilirler.

Böyle biriyle yaşamak veya ilişki kurmak her zaman kolay değildir. Bu durum, hayal kırıklığı, duygusal mesafe ya da değersiz hissetme gibi duygulara yol açabilir. Ancak, bu tür etkileşimleri net stratejilerle yönetmeyi öğrenmek, kendi iyiliğini korumaya ve daha sağlıklı ilişkiler sürdürmeye yardımcı olur.

1. Tepkilerinin her zaman seninle ilgili olmadığını anla

Empati eksikliği olan birinin tepkisi genellikle kayıtsızdır. “Onu umursamıyorum” ya da “duygularımın önemi yok” diye düşünmek kolaydır. Ancak gerçek şu ki, bu kişiler başka bir şekilde tepki verme yeteneğine sahip değillerdir.

Belki de kendi duygularını veya başkalarının duygularını tanımlamayı hiç öğrenmemiştir. Bunu anlamak, her şeyi kişisel olarak almaktan kurtarır; kayıtsızlıkları, senin değersizliğin değil, onların yetersizliğinin bir yansımasıdır. Bu daha geniş bakış açısı, hayal kırıklığını azaltır ve özsaygını korur.

2. Basit cümlelerle sınırlar koy

Empati eksikliği, diğerinin senin hislerini küçümsemesi veya en kötü ihtimalle alay etmesi anlamına gelir. Bu nedenle, sınırlar koymak önemlidir. Uzun uzun anlatmana gerek yok; az kelime ve net ifadelerle duruşunu belirt. Örneğin, birisi seni rahatsız eden bir durum hakkında şaka yaptığında, “Bununla dalga geçmeni istemiyorum” diyebilirsin.

Unutma ki sınırlar, öz saygını artırmak için kullanabileceğin araçlardır. Bunları tekrar etmek, güvenli bir çerçeve oluşturur ve diğerine nasıl muamele edilmesini istediğini gösterir.

3. Direkt ol

Empati eksikliği olan birinin dolaylı bir mesajı anlaması zordur. Bu nedenle, onların bunu kendiliğinden anlamasını beklemek daha da hayal kırıklığı yaratabilir. Destek arıyorsan, bunu açıkça iste: “Bugün beni dinlemeni istiyorum, tavsiye değil.” Bu ifade, ne istediğini gösterir ve göz ardı edilme olasılığını azaltır. Aynı zamanda, karışıklıkları önler ve daha iyi etkileşimler yaratır.

4. Beklentilerini adapte et, yıpranmaktan kaçın

En sık yapılan hatalardan biri, kişinin değişmesini ve duyarlı hale gelmesini beklemektir. Ancak, bu nadiren gerçekleşir. Onun sana sunmakta zorlandığı şeylere odaklanmak yerine, neler sunabileceğine bak.

Belki de seni üzgün bir günde cesaretlendiren biri olmayacak, ama bir sorunu çözmende ya da yanında olma konusunda yardımcı olabilir. Beklentilerini değiştirmek, hayal kırıklıklarını önler ve aldığın şeyleri takdir etmeni sağlar.

5. Destek ağını oluştur veya güçlendir

Hiç kimse tüm duygusal ihtiyaçlarını karşılayamaz, hele ki empati eksikliği olan biri. Bu nedenle, aktif bir şekilde seni dinleyen arkadaşlar, açıkça konuşabileceğin aile üyeleri ve hatta terapötik alanlar içeren bir destek ağına sahip olmak çok önemlidir. Böylece tek bir ilişkiye bağımlı kalmazsın ve duygularını anlamayan biriyle daha fazla kontrol sahibi olursun.

6. Yanıt vermeden önce tepkilerini kontrol et

Soğukluk, impulsif bir şekilde yanıt verme ihtiyacını doğurabilir; ancak bunu yapmak durumu daha da kötüleştirir. Duygusal öz düzenlemeyi pratiğe dökmek sana avantaj sağlar. Derin bir nefes almayı, birkaç dakika yürüyüş yapmayı veya hislerini bir günlüğe yazmayı dene, sonra konuş.

Bu kaynaklar, acımasız olmaktansa sakin bir şekilde yanıt vermene yardımcı olur. Böylece, diğer kişinin kayıtsızlığının konuşmanın seyrini etkilemesini engellersin.

7. Profesyonel destek almayı düşün

Empati eksikliği önemli bağlarda, örneğin, partnerin, ebeveynlerin, çocukların veya patronunla yaşandığında, etkisi derin olabilir. Bu tür durumlarda, bireysel terapi özsaygını çalışırken, çift veya aile terapisi iletişim alanları açar.

Unutma ki yardım istemek cesaret ister ve bir psikolog, duygusal ihtiyaçları yönetmek ve birlikte yaşamayı iyileştirmek için sana araçlar sunabilir.

Empati eksikliği olan birine nasıl yaklaşacağını bilmek, yıpranmadan, diğerinin veremeyeceği şeyleri beklemeyi öğrenmek ve ihtiyaçlarını net bir şekilde ifade etmek demektir. Başlangıçta kolay değildir, ancak sınırlar koymak ve öz düzenleme yapmak, iyiliğini güçlendirir. Sonuç olarak, kendinle olan ilişki, her zaman sahip olacağın en önemli ilişkidir.